31 Aralık 2012 Pazartesi

Mutlu Yıllar!




Öncekinin nasıl geçtiği tartışılır ama her türlü tabii ki bu gelen öncekinden daha iyi olsun diyorum.  Herkesin sevdikleriyle birlikte iyi bir yıl geçirmesi dileğiyle. Mutlu Yıllar!! :)

Not: Blog yeni yıla girmeye ramak kala 10.000'i geçti. Yeni yıl bu açıdan da bereketli geçse fena olmaz hani! :)




Devamını oku ...

28 Aralık 2012 Cuma

ODTÜ Ayakta!



ODTÜ'lüden Başbakan'a mektup...

18 Aralık'tan beri yorduğun yetmiyormuş gibi NTV'de yaptığın açıklamayla onca sınavımın arasında bana bu yazıyı yazdırdın ya aşk olsun sana be başbakan!

Biliyorum ODTÜ'ye gelirken hayal ettiğin karşılama gördüklerin gibi değildi. Biliyorum isterdin ki öğrencisiyle, çalışanıyla, akademisyeniyle ODTÜ olarak etrafında el ele çember oluşturup hep birlikte ''Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda'' şarkısını söyleyelim. Sonra büyük bir heyecan içerisinde 10'dan geriye doğru sayarak GÖKTÜRK-2'nin fırlatılmasını bekleyelim ve ''Yaşasın uydumuz, Viva Tayyip Erdoğan'' diye haykıralım!

Ama hayat bu, bazen istediklerimizi, temenni ettiklerimizi değil alnımızda yazanı yaşıyoruz işte. Nasıl kaderi ölmekse madencinin, atanamamaksa öğretmenin, tutuklanmaksa öğrencinin ve gazetecinin, anası ağlamaksa çiftçinin, senin kaderinde protesto edilmekmiş be bay başkan.

Kabullenemiyorsun bu durumu alışamadın bir türlü farkındayım ama biz de sana alışamadık ve seni kabullenemedik. Bir de hocalarımıza demişsin ya ''Yetiştirdiğin öğrenciler bunlarsa bu ülke batmış''. Hay ağzını öpeyim. Biz de onu söylüyoruz '' Bu ülke batmış''. Her tarafı NATO üsleriyle dolan, uçakları tarafından halkı bombalanan, bir tarafta gecekonduları yıkılırken diğer tarafta gökdelenler yükselen, Suriye'de kafa kesen islamcı örgütleri besleyen, Van'da hala çocukları üşüyen ve yiyecek ekmek bulmakta bile zorlanan bir halka sahip olan bu ülke çoktan batmış.



Ama sen sanki Tüpraş'ı, Tekel'i, Türk Telekom'u ve daha nice kurumu biz satmışız da parasını binlerce ODTÜ'lü olarak Ankara pavyonlarında yemişiz gibi ülkenin batmışlığının faturasını bize yıkmaya çalışıyorsun. Hadi 10 senedir tek başına iktidar değilmişsin gibi her şeyi eski hükümetlere bağlamanı anladık da bu birazcık abartılı oldu sanki. Gerçi ''İçişleri Bakanı'nın İdris Naim Şahin olduğu bir ülkede abartı da ne demek'' dersen sen de haklısın tabi. Bu arada sanma ki patriotlar, Alman askerleri arada kaynadı. Biz senin kadar misafirperver değiliz başbakan. Sindiremiyoruz eli kanlı NATO askerlerinin ülkemizde takılmasını. Biz misafirperverliği ABD askerlerini denize döken bir nesilden öğrendik, 6. filoyu kendine kıble belleyenlerden değil. Bu misafirperverlikten tabii ki sen de nasibini alacaktın.

Bu okul çok misafir gördü başbakan. Tekel işçilerini, Togo işçilerini de ağırladı bu okul, Vietnam kasabı Kommer'i, Gorbaçov'u da... Yerinin Gorbaçov ve Kommer'in yanı olduğunu sen de biliyorsun hiç öyle aynı gemideyiz falan deme boşuna. Zaten biz öyle gemilere, gemiciklere falan sığacak kadar az değiliz. Korkuyorsun değil mi bizden? Yalnız olmadığımızı da görüyorsun. Sansürüne, baskılarına, tutuklamalarına rağmen sinmedik ve halk artık inanmamaya başladı sana.

Saflar yavaş da olsa belli oluyor başbakan. Kasımpaşa delikanlısından bahsetmiyorlar artık sokakta; ODTÜ'lülerin direnişinden bahsediyor herkes. Öyle her protesto edene ''Bunlar zaten terörist, bunların maksadı farklı'' demek tutmuyor artık. Hem bu memleketin öğrencisi olmuş terörist, gazetecisi olmuş terörist, akademisyeni, sanatçısı, işçisi, memuru, köylüsü olmuş terörist. E ama sorarlar adama o zaman ''Senden Başbakan olsa ne olur olmasa ne olur''.

Olur da bir gün cebindeki 200'lük banknotların arasına bir 10 TL sıkışırsa arkasını çevir de bir bak. Orada o beğenmediğin ODTÜ öğrencilerini yetiştiren hocalardan birini göreceksin, şaşırma. Altında yazan teoremi de inceleme boşuna, anlamazsın zaten.

Not: Alıntıdır...
Devamını oku ...

23 Aralık 2012 Pazar

Onay+İptal+Uzatma Haberlerine Devam


İşte bir dizilerin geleceği bülteninin daha zamanı gelmiş bulunmakta. Kanallar vere vere ortada haber bırakmadığı için ve sezon ortası dizilerinin de başlamasına pek zaman kalmadığı için haliyle işler biraz kesat gitti ve bu sefer haberlerin toplaması zaman aldı ama sonuçta, bildiriye girecek haberler bir araya gelebilmiş oldu. Buna göre:
Onaylar:
CBS‘in çocuklarına anneleriyle nasıl tanıştığının hikayesini anlatmamayı hala bitirememiş adamın hikayesi üzerine kurulu olan uzun soluklu dizisi How I Met Your Mother, iyi reytinglerinin karşılığını bir kez daha aldı ve 9. sezon için kanaldan onayını kaptı. Dizi, 17 Aralık’ta verdiği sezon arasından 14 Ocak‘ta dönerek kalan bölümleriyle ekranda olacak. Arıca, HIMYM yayınlanacak 9. sezonunda 200. bölüme de ulaşmış olacak.
AMC’nin ve kablolu dizilerin en yüksek reyting alanı, ülkemizde de Cnbc-e’de yayınlanan dizi The Walking Dead, oldukça yakın zamanda verilen bir kararla 4. sezon için onay aldı. Bunun dışında, dizinin yapımcılarından birinin de 4. sezondan itibaren dizide olmayacağı açıklanmış durumda, ki bu tarzda bir durum 2. sezonun sonunda da yaşanmıştı. 16 bölümlük 3. sezonuna Aralık başında ara veren dizi, 10 Şubat 2013′te ekranlara dönerek kalan 6 bölümüyle bizlerle olacak.
İngilizlerin önemli dizi kanallarından Channel 4‘te yayınlanan Fresh Meat, Kasım ayının sonunda 2. sezonunu kapatmıştı. Sonrasında dizinin yayıncı kanalı arayı çok açmadı ve dizinin 3. sezonla yenidendöneceğini açıkladı. Dizi, tam tarih belli olmamakla birlikte, yüksek ihtimalle Eylül 2013 zamanı yeniden bizlerle olacak ve gelecek sezon, diğer ikisi gibi 8 bölümden oluşacak.
 Bu dizi sezonunun başında Cnbc-e ‘de de yayınlanmaya başlayan The Exes, yayıncı kanalıTvLand‘ten 3. sezonu için onay aldı. Dizinin yeni sezonu Haziran 2013′te başlayacak ve 10 bölümden oluşacak. Kanaldan, halen 2. sezonu devam eden yapım için 10 bölümlük ilk sezonundaki başarısından sonra, 22 bölümlük 2. sezon onayı gelmişti.  Dizi, eşlerinden boşandıktan sonra boşanma avukatlarının desteğiyle aynı evde yaşamaya başlayan 3 adam ve avukatın etrafında gelişen bir komedi.
 Hot in Cleveland‘ın “Bridezelka” (2×21) adlı bölümüne konuk karakter olarak katıldıktan sonra karakterin üzerine dizi için çekildiği için ‘Hot in Cleveland’ın uzantısı‘ (spin-off) etiketiyle başlayan The Soul Man de kanalı TvLand‘i tatmin eden reytinglerinin karşılığı olarak 2. sezon için onay aldı. Yapımın yeni sezonu 10 bölümden oluşacak.
Dizi, şu an rahip, eskiden de bir R&B yıldızı olan Boyle’un yeni taşındığı St. Louis’de ailesini, cemaatini ve vahşi R&B geçmişini dengelemeye çalışması üzerine kurulu.
Nisan 2012′de 6. sezonunu kapatan ve sezonun bitmesinden önce 7. sezonu için onay alan PsychUSA Network‘ten 8. sezon için onayaldı. Dizinin şimdiden onay alan sezonu diğerlerinin aksine 8 bölümden oluşacak. Kanalın ileride  artırmaya gidip gitmeyeceğiyse şu an için belli değil. Yapımın yayınlanacak 16 bölümlük 7. sezonu  27 Şubat 2013′te bizlerle olmuş olacak. Ayrıca 7×05 ile 100. bölümüne de ulaşmış olacak.
20 Aralık’ta 4. sezon finalini yayınlayan komedi dizisi The League, sezon finalini yayınladığı gün kanalı FX‘ten yeni sezonu için onay aldı. Buna göre dizinin 5. sezonu da diğerleri gibi 13 bölümden oluşacak ve yine Ekim ayı içerisinde bizlerle olacak.


Uzatmalar:
2003-2006 arasında 3 sezon boyunca yayın hayatına devam eden Arrested Development, 2011 yılında Netflix ile yapılan anlaşma çerçevesinde ekranlara geri dönmeyi garantilemişti. Hatta yapım, 10 bölümlük sezon onayı da almıştı. Gelen haberlere göre, senaryo çalışmalarında beklenenden fazla malzeme çıktığı için dizinin sezonunun uzatılmasına karar verilmiş.
Buna göre, dizinin sezonundaki bölüm sayısında en az 12, en fazla 15 olmak üzere artırmaya gidilecek. Kesin sayı ise dizi yılın başlarında bizlerle olduğunda belli olmuş olacak. Netflix’in yayınladığı dizilerin sezonlarındaki bütün bölümleri aynı gün internet üzerinden yayınladığı bir sistemi var.
NBC‘nin şimdilerde 14. sezonunu devam ettiren, uzun soluklu polisiyesi Law and Order: SVU, kanaldan 2 bölümlük uzatma alarak 24 bölüm yayınlanmayı garantilemiş durumda. 5 Aralık’ta 2 Ocak’ta dönmek üzere araya giren dizi, 14×05 ile yayın hayatındaki 300. bölümüne de ulaştı.
Bu sezon bazı dizileri için “Önce senaryolar için, sonra da bölümler için onay ver” sistemine yine devam eden NBCWhitney için daha önce verdiği 5 bölümlük senaryoları incelemiş olacak ki bunların 3 tanesinin bölümedönmesine karar vermiş. Buna göre, Kasım ortasında 2. sezonuna başlayan dizi, 2. sezonunda 16. bölüme kadar yayınlanmayı garantiledi.
İptal:
Aslında Kanada dizisi olan ama 2012 yazının gelmesine yakın The CW‘da da başlayan ve kanalın yaz boyunca 2 sezonunu arkaya araya (toplamda 19 bölüm) yayınladığı The L.A. Complex, Kanada’daki kanalı tarafından iptal edildi.
2. sezonunda ilk sezonuna göre daha düşük reytingler alan diziyi başka bir kanalın alıp almayacağı belli değil ama The CW da yaptığı açıklamayla iptal ettiğini duyurdu. Dizi, ülkemizde yakın zaman içinde TV2 tarafından dublajlı yayınlanmaya da başlayacak.
The L.A.Complex, farklı şehirlerden Los Angeles’a hayallerinin peşinden koşmak, şov dünyasının içine girmek için gelen beş parasız birkaç gencin, hayallerini gerçekleştirme yolunda yaşadıkları üzerine kurulu bir gençlik dizisi.
Ülkemizde Cnbc-e tarafından da yayınlanan, TNT kanalının uzun soluklu dizilerinden Leverage, kanalın yakın zamanda aldığı kararlaiptal edildi. Dizi, 25 Aralık günü yayınlayacağı final (5×15) bölümüyle 5. sezonunu kapatacak ve yayın hayatını sona erdirmiş olacak.
Bildirinin son haberiyse ABC kanalından geldi. Kanalın daha önce iptal ettiğini açıkladığı 666 Park Avenue tekrardan iptal edilmedi tabii ki, ama o çeşit bir şey yaşamış oldu. Kanal iptal haberini verdiğinde dizinin 13 bölümünü yayınlayacağını ve ardından yayından kaldıracağını söylemişti ama verdiği habere göre kararındanvazgeçmiş. Buna göre, dizinin kalan 4 bölümü kanalın yayın programından çıkmış ve yaza bırakılmış.
Devamını oku ...

19 Aralık 2012 Çarşamba

ODTÜ’de Yapılacak 100 Sey


1. kütüphanenin kırmızı koltuklarında uyumak
2. Devrim’de içmek
Fotoğraf: #2 Devrim'de içmek,
3. Çarşıda tuvalete gitmek için önce bir kat inip sonra bir kat çıkmak
4. Stickersız arabayı içeri sokmaya çalışmak
5. Kışın fizik çimlerinden kaymak

6. İlk midtermlerden sonra ortalama hesaplamak
7. Ulan bu Çatı ne para kırıyordur ha diye düşünmek
8. Geleneksel kartopu muharebesine katılmak
9. Sonbaharda a1 yolunu yürümek
Fotoğraf: 9. sonbaharda a1 yolunu yürümek
10. Mezun olunca bile sınırlarına girince evdeymis gibi hissetmek
11. elektrikler kesilince avazın çıktığı kadar bağırmak. hector olur başka şeyler.. ? olur sana kalmış :dd
12. Odtu dolmusu teknokente dönmesin diye dua etmek
13. Kkm de kariyer günlerine eşantiyon almak için gitmek.
Fotoğraf: #12 kkm de kariyer günlerine eşantiyon almak için gitmek.
14. kimlik kartı yerine Petite beur bisküvi göstererek Odtü'ye girmek.
15. Odtü şenliklerinde tek gecelik ilişkiler yaşamak
16. kütüphanedeki döner kapıdan önceki geçenin itmesi sayesinde sıfır enerji harcıaarak geçmek
17. gıda mühendisliğinin otoparkında içmek
18. Sürekli, ulen bu Naz Gıda ne para kırıyordur diye düşünmek
Fotoğraf: #19 sürekli, ulen bu naz gida ne para kırıyodur diye düsünmek
19. Kütüpte çalışırken 15 dk mola veriyim diye inip kendini 2.5 saattir fizik çimlerinde oturuyor bulmak..
20. Ankara da Odtü olmasa çekilmez, apayrı bir dünya benim okulum, Odtü olmadan buraya gelmek saçmalık muhabbetleri çevirmek ve ne kadar
21. Withdraw çekmek (hit the road jack şarkısı eşliğinde)
22. Kütüphanede kaybolmak
23. Hazırlıkta haberli pop-quiz kaçırmak
24. Kampüse ilk geldiğin zaman en az bir kere kaybolmak :)
25. Çift atm’nin önünde tek sıra olmak :) Kampüs dışında böyle bir alışkanlığın olmadığına söylenmek :p
26. derste hoca yüzüne baktığında, hiç bir şey anlamadığına rağmen kafayı sallamak!
27. Şu yağan yağmura bakıp tanrım ne olur şenlikte yağmasın diye içinden geçirmek.
28. çarşıda nerede yemek yiyeceğine kapıdaki aynanın önünde karar vermek
29. Hocam'da yemek gelmeden yuvarlak ekmeklerle karin doyurmak, yemekten randıman alamamak..
30. Gecenin köründe tek başına saatlerce yürüyebilmek
Fotoğraf: #30 gecenin köründe tek başına saatlerce yürüyebilmek.
31. Ders çalışma bahanesiyle,100. yılda evi olan arkadaşın evinde komin hayatı yaşayıp, overpopulation yaratmak
32. 15 dakika otostop çektiğin halde durmayan araçlara alabildiğince sövmek
33. Mimarlık'ta stüdyoda sabahlamak
34. Kayıt günü istenen dersi alabildiğinde loto kazanmışçasına sevinmek
35. Odtü'nün sana kattıklarını mezun olup etrafındakileri fark edince anlama
36. Dolmuşla a1′den girerken kimliğini unuttuysan çantanda ya da cebinde cüzdan arıyormuş gibi yapmak
37. Yaz akşamlarında Sunshine bahçesinde arkadaşlarla Sunshine kapanana kadar sohbet etmek…
38. Suspension ve unsatisfactory kadar havalı sıfatlara sahip olmak.
39. Matematik kantininde tavuk sandwich yemek
40. Haftasonu Çatı’da kahvaltı etmek!
41. Bilim ağacıyla fotoğraf çektirmek
Fotoğraf: #42 Bilim ağacıyla fotoğraf çektirmek
42. Haftasonu orienteering parkuruna katılıp sıra dışı bir deneyim kazanmak
43. Şenlikte 45liklerde coşmak
44. son gece çalışıp uyumadan sınava girmek.
45. Yaya önceliğinin tadını çıkarmak.
46. En az bir kere pazar sabahı erkenden uyanıp, sessiz sakin kampüste dolaşıp kuşları dinlemek.
47. kütüphanenin en üst katındaki kırmızı koltuklardan ormanın üzerinden şehre bakarken odtünün cennet olduğunu düşünmek
48. Okulda ilk zamanlarda kayıtta verilen harita ile yön tayini.
49. Bölümlere kısa yoldan giden patikalar keşfetmek
50. Pis ve uzun saçlı erkek görmekten sıkılmak ! (o saça bakamayacaksan uzatma be kardeşim)
51. 100.yılda eve çıkan arkadaşın evine hunharca çöreklenmek
52. Mezun olup gittikten sonra bu listeyi okurken içinin cız etmesine engel olamamak, Odtü günlerinin hayatinin en güzel günleri olduğunu bilmek.
Fotoğraf: #52 mezun olup gittikten sonra bu listeyi okurken içinin cız etmesine engel olamamak, Odtü günlerinin hayatının en güzel günleri olduğunu bilmek.
53. Her dönem başında bu dönem derselere düzenli gidecem diyip gitmemek.sonra ilk sınavlardan sonra tekrar aynısını demek yine gitmemek
54. Dc den film indirip sabahlara kadar izlemek.
55. Lab önlüğü ve gözlüğüyle artist fotoğraf çektirmek
56. Mimarlığın önünden geçerken renkli anıtın ne olduğunu anlamaya çalışmak
57. Sınav zamanı kütüphaneye more to readleriyle gelen hazırlıklara pis pis bakmak
58. Eşli danslar topluluğu’nun 9. yurdun bodrumundaki odasında kursa gitmek
59. Fizik kantininde ekmek arası patates yemek
60. Rapor alabilmek için medikoya gidip, kendini bile inandıramayacağın yalanlar uydurmak
61. Dönem başında haftada 3 kere fitness a gitme sözü vermek; gitmek, genellikle de gitmemek
62. Kkm’ye sadece wc için gitmek.
63. Çarşıda photoplay oynayıp rekor kırmaya çalışmak
64. Hocalara hocam sınav çok kolaydı deyip onlara acı çektirmek!
65. Şenlikte sarhoş olmak
66. Fizik kantininden ekmek arası patates alıp, üzerine ne olduğu belirsiz kırmızı-beyaz karışımdan dökmek ve afiyetle yemek
67. Saç uzatmak
68. Otostop çekmesen de otostop çekenlerin önünde araba durduğunda onların arkadaşıymış gibi arabaya binme
69. Kütüphanede yarim saat yer arayip bulamamak
70. Konsepte uygun giyinip treasure hunt’a katılmak
71. Ders çalışmak için sesliye gidip çalışamadan eş dostla muhabbet etmek
72. Hava bu kadar güzelken calculus sınavından çıkıp ertesi gün fizik sınavına girmek zorunda olmak
73. Jazz tarihi dersi almadan mezun olmamak.
74. Çatıda çatlayıncaya kadar yemek yemek.

75. Çimlere uzanıp bulutları izlemek
76. “Hocam süreniz doldu” cümlesi eşliğinde bilgisayar başından kalkmak.
77. Her sene başında “System is full. Please try again later.” yazısıyla kafayı yemek.
78. Hazırlıktayken ne kadar topluluk varsa katılmak.
79. C heykeli ile fotoğraf çektirmek

80. Curveden curve yemek =))
81. Olur da otomatlardan bedava bişe düşer diye otomatı hunharca sallamak ! =))
82. Korku Gecesi'ne katılmak
83. Gece vakti karşına çıkan bir grup köpekten kaçmak
84. Final zamanı kütüphane masalarına defter, kitap vs. bırakmak suretiyle yer bloke etmek.
85. Çarşı’da balık ekmek alıp azman kedilere kaptırmadan yemeğe çalışmak…
86. Odtü ormanlarına gece vakti çok sıkıştığında işemek.
87. A4 köftecisinde yazın köfte yemek
88. 4. sınıfta hocalardan 1 fazla referans isteyip ne yazdığını açıp okumak.
89. Bir sevgili bulmak :)
90. Çatı'da yemeği ucuza getirmek için çorbanın içine baklava köfte gömmek
91. Sınavdan sonra çok kötüydü ya 40 puanlık yer anca doldurdum deyip 85 almak.. (daha doğrusu bunu yapan arkadaşlara sövmek)
92. Yemekhanenin önündeki yapı kredi bankamatiği önünden geçerken göz ucuyla kendine bakmak :d
93. Yanlış ringe binmek
94. Çarşıda alt katta bilardo ya da guitar hero oynadıktan sonra, hesabı öderken kasadaki abimize memleketimizi söylemek.
95. Her ayın 7 sinde ziraat bankası bankamatiğinde el mahkumluğundan dakikalarca sıra beklemek.
96. Kapıdaki güvenlikçilerle didişmek
97. Şu listeyi okurken ahh uleyn! Şimdi Odtü'de olmak vardı!deyip kederlenmenin önünü alamamak..
98. Seminer seminer gezip, cv’ye koyarım lan diye gereksiz bir sertifika toplama çabasına girmek.
99. Çarsı çevresindeki kedilerin yemeğine saldırmadan bir an önce bitirmeye çalışmak.
100. Arka yolda sevgilinle günbatımı seyretmek

Bu liste www.odtudeyapilacak100sey.com sitesinden alınmıştır.
Devamını oku ...

1 Aralık 2012 Cumartesi

Tanıtım: Major Crimes


Major Crimes
Bundan 7 yıl kadar önce başlayan, polisiye diziler içinde özellikle de sevenleri için oldukça ayrı bir yeri olan The Closer, 13 Ağustos 2012′de finalini yayınlayarak ekranlara (maalesef) veda etti. Dizinin başrol oyuncusu Kyra Sedgwick‘in verdiği karar üzerine son sezon için onay aldıktan sonra da dizinin uzantısının (spin-off) yapılmasına karar verilmişti. İşte böylece, The Closer’ın bittiği gün ekranlara yeni bir dizi “Merhaba” demiş oldu: Major Crimes. Eğer bu dizi nasıl bir şeydir derseniz buyurun yazının devamına.
Major Crimes, tıpkı The Closer ya da diğer birçok polisiye dizi gibi, her bölümü farklı bir cinayet davası üzerine kurulu bir dizi. Aynı zamanda, -uzantı olarak planlandığından- sevgili The Closer’ın son 6 bölümüyle Major Crimes’ın altyapısı kuruldu. Ama bu The Closer’ın son 6 bölümünün diziden önce izlenmesi gerektiği anlamına da gelmesin. Major Crimes, The Closer’ı izlemeyenleri de düşünerek hazırlanmış.
Dizinin yayınlanan ilk sezonu 10 bölüm sürdü ve 15 Ekim’de sezonunu kapatan yapım, 15 bölümlük yeni sezon onayını da aldı. Giriş kısmını artık bitirip dizinin konusuyla devam edersek:
Major Crimes: Yıllar önce Los Angeles’taki suç oranı çok artınca bununla mücadele için komiser ve dedektiflerden oluşan bir ekip oluşturuldu. İşte, bu ekibin (Major Crimes’ın) başına da Atlanta’dan Brenda Leigh Johnson getirilmişti. The Closer’ın finalinde Brenda ekipten ayrılınca, yerine Sharon Raydor getiriliyor. Uzantı dizinin açılışı da zaten bu şekilde oluyor…
Sharon Raydor: The Closer’da 5 ve 6. sezonlarda yan, 7. sezonda ana kadroda yer alan karakter, Los Angeles’ta polislerin gereksiz yere aşırı ya da öldürücü güç kullanımı sonucu meydana gelen insan ya da hayvan ölümlerini, hastanelik derecesine varan yaralanmaları araştıran Force Investigation Division (FID) adlı birimde çalışırken ekibin başına geçiyor.
Bazen insanı sinir edecek derecede bir otokontrole, sakinliğe, ses tonuna ve her şeyin kitabına göre olmasına dayanan bir yapıya sahip Başkomiser Raydor, iki büyümüş de kendi hayatlarını kurmuş çocuğa ve sakin bir hayata sahip biriyken, birimin başına gelince, her şey bir anda eskisinden de hareketli bir konuma geliyor hayatı. Tıpkı Brenda’da da olduğu gibi, ekibin bir kısmıyla doku uyuşmazlığı yaşaması da cabası. Tabii, bunda birimin temel sistemini değiştirmeye karar vermesinin etkisi de inkar edilemez. Yani, “itiraf” temasının yerine “anlaşma” temasının gelmesi…
Sharon ve Brenda
The Closer’daki suçların çözülmesi, büyük ölçüde, Brenda’nın üstün sorgulama taktiklerine ve suçlulardan kopardığı itiraflara dayanıyordu. Major Crimes ise suç dünyasına farklı bir açıdan yaklaşıyor: “Suçu itiraf ettirmenin ötesinde, bir de suçluya hüküm giydirme vardır.” sloganıyla yola çıkan dizi, adalet sistemine odaklanan bir polisiye/dram olma yolunda ilerliyor.
Brenda’nın yıllarca en çok mücadele ettiği konulardan biri de davaların yarattığı mali yüktü. Çünkü birinin suçluluğunu kanıtlamaya giden yolda itiraf alınsa bile olayın adli tıp ve dava aşaması üstlerin kimi zaman hoşnutsuzluğuna neden oluyordu. Sharon’ın ekibin başına geçince getirdiği sisteme göre, özellikle kişinin suçluluğunun kesin (1. dereceden kanıtlarla) bir şekilde kanıtlanamadığı ya da itiraf ettirilemediği durumlar da dahil olmak üzere kişinin normalde alacağı cezanın daha azı teklif ediliyor. Yapılan anlaşmayla yüksek dava ve adli tabip masraflarından büyük ölçüde kurtularak, hem suçluları yakalayıp, hem de polis merkezinin ekonomisine katkıda bulunulmuş olunuyor.
The Closer’dan
Örnek: Normalde araştırma-dava-jüri sonucu cinayet nedeniyle idam edilecek birinin anlaşmayla ömür boyu hapis cezası alarak, cezaevini boylaması. Bir katilin 1. değil de 2. dereceden cinayetten yargılanmaya razı olması ve normale oranla daha az ceza alarak dava aşamasının atlanması. Tabii, bu onun ilerleyen bir yaşta hapisten çıkacağı gerçeğini de değiştirmeyebiliyor.
Major Crimes’ın uzantı dizi olması ve haliyle kadroyu neredeyse korumasının da getirisiyle The Closer’ın finalinden sonrasıyla devam ediyor. The Closer izlemiş olmanın şart olmadığını yine belirtmekle birlikte, davaların gerisinde dedektiflerin kendi arasındaki ilişkinin sınırlarına dahil yeni bir karakter de dahil oluyor: Rusty Beck.
Sharon ve Rusty
Rusty, annesini arayan, yıllardır sokaklarda yaşamış, tecavüze uğramış, para için kendini satmak zorunda kalmış ve Brenda’nın The Closer finalinde ‘ele aldığı’ cinayet davasının baş tanığı. Bu nedenle, dava bitene kadar sağlanan devlet koruması kapsamında çıkan karışıklıklar sonucunda kendini Sharon’ın evinde buluveriyor. The Closer’da Brenda’nın hayatına ayrılan zaman kadar Major Crimes’ta Sharon’a zaman ayrılmasa da ikilinin arasındaki ilişki ve ekip içi dinamik de dizide kendince özel bir yer kaplamakta.
Dizinin kadrosundan da bahsedecek olursak:
Daha önce de dediğim gibi The Closer kadrosunun büyük çoğunluğunu yine görüyoruz. Başarılı bir tiyatro ve sinema kariyerinin yanı sıra Battlestar Galactica’daki rolüyle de tanınan; Oscar, Altın Küre ve Emmy adaylıkları bulunan Mary Mcdonnell (Sharon Raydor) Major Crimes’ta başrolü üstleniyor. G.W. Bailey (Komiser Provenza), Tony Denison(Komiser Flynn), Micheal Paul Chan (Komiser Tao), Raymond Cruz (Detektif Sanchez),Phillip P. Keene (Buzz) de dizinin ana kadrosunu oluşturuyor. 7 yıl Brenda ile didişip duran üstü Robert Gossett (Russel Taylor) ve Brenda’nın kocasını oynayan Jon Tenney (FBI’dan Fritz Howard) de yan kadro olarak dizinin içindeler.
Kearran Giovanni (Detektif Sykes), Graham Patrick Martin (Rusty Beck) gibi yeni yüzlere karşılık, eski kadrodan ayrılan oyuncular ise Kyra Sedgwick’in (Brenda Leigh Johnson) yanı sıra Corey Reynolds (Çavuş Gabriel) ve J.K. Simmons (Şef Pope).
Ufak not: Mary McDonell The Closer’da oynadığı rolle 63. Emmy Ödülleri’nde (2011) “Drama Dalında Konuk Kadın Oyuncu” dalında aday olmuştur.
Major Crimes, bir The Closer değil. Zaten ilk bölümüyle olmak istemediğini de “zarifçe” ve açıkça belirtiyor. Ben bir The Closer sever olarak sezon ilerledikçe diziye ısındığımı itiraf edebilirim. Tabii, bunda The Closer’dan çok bir Kyra Sedgwick ve Brenda Johnson sever olmamın etkisi de büyük. Ama diğerini hiç izlememiş biri için bu durum muhtemelen çok daha kısa sürebilir.
Oyunculukta kadrosu neredeyse aynı olduğu için haliyle The Closer’dan pek bir farkı yok. The Closer izlemeyenler içinse, senaryonun ve dizideki oyunculuğun gayet yerinde olduğunu söyleyebilirim. Cinayetlerdeki kurgu bir yana, arka planda diziyi Rusty-Sharon ilişkisi ile destekleyişleri bence başarılı şekilde izleyiciye aktarılıyor. Ayrıca, ben de -tanıtım boyunca pek anlaşılmasa da- iki dizinin birbirinden bağımsız değerlendirilerek izlenmesi taraftarlarından biriyim…
Sonuç olarak, hayatına yeni bir polisiye almak isteyenlere, The Closer sevenlere ya da çeşitli nedenlerden dolayı sevememişlere bu dizi, hiç değilse denenmesi için bile tavsiye edilebilir.İzleyenlere ya da izleyeceklere iyi seyirler…

Kaynak: 22dakika.org - Yazı bana ait!
Devamını oku ...

Tanıtım: House of Lies


House of Lies
Amerika’nın sevilen kablolu kanallarından Showtime, geçtiğimiz Ocak ayında bizleri yeni bir diziyle daha buluşturdu. Kara mizah türündeki House of Lies, 12 bölüm olarak yayınlanan ilk sezonunu Nisan başında tamamladıktan sonra ekranlardan uzaklaştı ve kanaldan 2. sezonu için onay almışlığı da var. Eğer siz de nasıl bir dizidir derseniz, buyurun House of Lies tanıtımına.
House of Lies, aslında kanalın bir diğer dizisi Dexter gibi kitap uyarlaması bir yapım.Martin Kihn adlı yazarın 2005 yılında yazmış olduğu “House of Lies: How Management Consultants Steal Your Watch and Then Tell You the Time” adlı kitabı üzerinden uyarlanmış. Dizi, temelinde yönetici danışmanlığı yapan 4 kişilik bir ekibin başından geçenleri anlatıyor. Giriş kısmını burada bitirip dizinin konusuna geçecek olursak…
house of lies
Yönetici danışmanlığı: İş dünyasında bir konuda orta yolun bulunması, ikinci bir fikre danışmak ya da bir şirket çeşitli sorunlar yaşadığında çözüm üreten iş dalı. Bunu yazıyorum, çünkü ilk başlardaki tanışma/alışma faslı ekibin yaptığı işten anlamayan, hatta az biraz anlasa bile kimi bakımlardan kafasında oturtamayanlar için daha kısa sürebilir.
Galweather & Stearn adlı Amerika’nın 2 numaralı yönetici danışmanlığı şirketinin ufak hissedarlarından biri olan Marty Kahn (Don Cheadle), kadınlara, sekse ve işine oldukça düşkün olan bir adam. Amerika’nın 1 numaralı yönetici danışmanlığı şirketinde çalışan eski eşi Monica’dan (Dawn Olivieri) boşanalı bir süre geçmiş. Martin, çift cinsiyetli oğlu Roscoe (Donis Leonard Jr.) ve babasıyla (Glynn Turman) birlikte yaşıyor. Ama uygulamadan çok teoride… Çünkü şirket, Los Angeles tabanlı olsa da iş gereği takım, ülkenin pek çok yerine gittiği için haftanın birçok gününde evde bulunma fırsatı bulamadığı oluyor…
house of lies
                          Erkekler: Doug – Marty – Clyde
                          Kadınlar: Jeannie ve Monica
House of Lies, daha çok, ekibin her bölüm ülkenin başka yerine gidip bir şirketin sorununu “kendi” çıkarlarını daha çok ön planda tutarak çözmek için neler yaptıklarını sunuyor. Kimi zaman kılı kırk yaran, gerektiği ölçüde ve miktarda yalan söylemekten ya da “orijinal” yöntemlere başvurmaktan da geri kalmıyorlar. Elbette, ekibin birbiriyle olan ilişkisi, Marty’nin eski eşiyle, oğlu ve babasıyla olan  durumu ve bağlı oldukları holdingin içinde dönen dolaplar da izleyicilere sunulmakta.
Marty’den sonra, ekibin üyesi 3 kişiden de bahsedelim :
1)  Jeannie van der Hooven (Kristen Bell): Karakteriyle, oyunculuğuyla ve varlığıyla dizinin bana göre en iyi parçası olan olan Bell, Ivy League grubundaki bir üniversiteden mezun; oldukça zeki, işinde iyi, hırslı birini canlandırıyor. Yeri geldiğinde güzelliğini de işe alet etmekten çekinmeyen Jeannie, ekipte konum olarak Marty’den sonra gelmekte. İkilinin, -birbirlerini yeseler de- birbirlerinden kopamaz durumda bir iş ve arkadaşlık ilişkisi var.
house of lies
2) Clyde Oberholt (Ben Schwartz): Ekibin, Marty kadar kadın düşkünü ve onun ekipteki en yakın arkadaşı. İşlerde zekasını ekipten esirgemeyen ve eğlenceyi seven bir yapısı var. Doug ile de arasında tatlı bir rekabet, daha doğrusu birbirleriyle uğraşmaktan zevk aldıkları bir arkadaşlıkları var.
3) Doug Guggenheim (Josh Lawson): Ekibin kadınlarla arası pek iyi olmayan ve eğlenceli olmaya çalışan üyesi. Harward mezunu Doug, işteki teknik detaylardan iyi anlayarak ekibe yardımı dokunan, biraz inek, biraz da saf tipli birisi.
house of lies
           Marty’nin oğlu Roscoe ve babası Jeremiah Kahn
Ufak not: Don Cheadle, oynadığı Marty karakteriyle 2012 Emmy Ödülleri’nde “En İyi Komedi Aktörü” dalında aday olmuştur.
Ufak not 2: Kitabı dizi olarak uyarlanan Martin Kihn de Booz Allen Hamilton adlı dünyanın önde gelen yönetici danışmanlığı şirketinde çalışmış birisi. Marty’nin eski eşi Kinsley’in sahip olduğu şirket de aslında ismini McKinsey & Company adlı önde gelen yönetici danışmanlığı şirketlerinden birinden almaktadır.
house of lies
House of Lies, kablolu kanalda yayınlanmanın faydalarını da kullanarak 18+ sahneler ve dil kullanma konusunda epey cesur davranan bir dizi. Zaten daha ilk bölümün girişinden de ne demek istediğim gayet net anlaşılıyor. Bunun dışında, dizideki olaylar sırasında herkesin bir anda donup Marty’nin durum üstüne izleyiciyle konuşması ve onlara bir şeyler anlatması gibi değişik bir yöntem de kullanıyor. (“4. duvarı kırmak” denen bu yöntemi,Hustle dizisinde yıllarca izlemiştik.)
Bana göre, herkesin kolaylıkla ısınıp devam edemeyeceği türden bir senaryosu var; ama izledikçe de insanı saran bir yapıda. Oyuncular da karakterlerinin hakkını verebiliyor. Sonuçta, House of Lies için, yayınlandığı kanal ya da sahip olduğu karakterler için şans verilmeye değer bulduğum bir dizi olduğunu söyleyebilirim. Eğer diziyle ilgili tanıtıcı bir şeyler isterseniz bu videoya da bakabilirsiniz. İzleyen ve izleyeceklere iyi seyirler.
house of lies

Kaynak: 22dakika.org - Yazı bana ait!
Devamını oku ...