1 Haziran 2013 Cumartesi

Tanıtım: Mayday


Mini dizi yapmayı normal dizi yapmaktan daha çok sevdiklerini düşündüğüm İngiliz milletine ait kanallardanBBC One, bir vakitler biz Mart 2013′ü yaşarken karşımıza yine bir mini dizi getirdi. Toplamda 5 bölümden oluşan bu yapım, yani Mayday, her gün 1 bölüm şeklinde yayınlandı ve yayın hayatını mini dizi konsepti içerisinde bitirdi. Ben de izleyip de seven bir kişi olarak, üstüne bir şeyler karalayayım, bir tanıtım yazayım dedim.

Nasıl bir dizidir Mayday?

Mayday, en temel haliyle bahsedersek bir genç kızın ortadan kaybolmasının ardındaki hikayeye dayanan, her bölümü yaklaşık 1 saatten oluşan bir dizi. Malumunuz, böylesi bir hikaye TV tarihinin hiç de yabancı olduğu bir şey değil. Hatta çoğunlukla da genç bir kız ya öldürürlür ya da ortadan kaybolur. Ama Mayday kendini benzerlerinden farklı kılmayı başarabilen türde bir dizi. Peki nasıl?

“Korkunç bir suç için sevdiğiniz birinden şüphelenmek nasıl bir şey?”

Bu dizinin merkezindekiler, olayı çözmeye çalışanlar normalin aksine polisler, bir ekip ya da aile değil. Elimizde belli sayıda ama polis gözünde şüpheli olmayan kişiler var ve biz, şüphelilerin yakınlarınıngözünden olayı izliyoruz 5 bölüm boyunca. Her biri kendince haklı nedenlerden dolayı “Acaba o olabilir mi?” sorusunu hem kendine soruyor hem de bizlere sordurttuyor, bu sayede bir bakmışız bölümler de bitmiş oluyor. En iyisi bu noktada dizinin konusuna giriş yapayım:

#Başlamadan: Dizinin 5 bölümünün de altyazısı tam ve Divxplanet’te mevcut. Eğer isterseniz dizi sitelerinde de bulabilirsiniz.

Mayıs Bayramı (Mayday) gelip çatmıştır. Bu nedenle düzenlenen festival de başlamış ve festivalin korteji için de hazırlıklar tamamdır. Bir şey hariç… Mayıs Bayramı’nın kraliçesi Hattie Sutton ortalıkta yoktur. Kortejin zamanından önce de kortej sonrasında  da kız aranır, ama bulunamaz. Tabiri caizse de yer yarılmış içine girmiştir. Peki bu kız nerededir? Ölü müdür, kaçırılmış mıdır yoksa başına başka bir şey mi gelmiştir?

Linus ve şüphelilerden Everett

Dizide şüphelilerin olduğunu ve bunların yakınları üstünden yürüdüğünü söylemiştim. Daha ilk bölümün başında bunların yüzlerini de görüyoruz ama ben biraz detay da vereyim:

1) Hattie’nin düzenlediği çevre kampanyası yüzünden işleri bozulan Malcolm Spicer. Yakını olarak, kocasından şüphelenen ama emin olamayan, itibarını zedelememek adına da sesini çıkartmayan eşi Gail‘i izliyoruz.
2) Karısını güzemli bir şekilde kaybetmiş, çapkınlık konusunda da ismi çıkmış Everett Newcombe. Yakını olarak, babasından şüphelenen, annesine ne olduğunu içten içe merak eden ama anlaşamasalar bile babasını kaybetmek istemeyen oğlu Linus‘ı izliyoruz.
3) Akli dengesi pek yerinde olmayan ve olayın sabahında olanları da hatırlayamayan Seth Docker. Yakını olarak, kardeşine sahip çıkmaya çalışan ve o yaptıysa dağılmış ailesini birleştirme şansını kaçırma ihtimali olan Steve‘i izliyoruz.
4) Olay günüyle ilgili şüpheli davranışları ve hikayesi bulunan Alan Hill. Yakını olarak, kocasından şüphelenen ama emin olamayan, 2 küçük çocuğunu ve ailesini düşünen, eski polis Fiona‘yı izliyoruz.

Fiona ve şüphelilerden Alan
Hattie, kimliği, ikiz kız kardeşi ve ailesi, şüpheliler ve aileleri, çevredeki insanlar derken Mayday, aslında pek çok kişinin hikayesine değiniyor. Ama bunları insanı sıkmadan ve yormadan yapmasını da iyi beceriyor. Tabii İngiliz uslubunu bilenler için dizinin İngiliz tarzında gittiğini de ekleyeyim. Ayrıca bir The Killing havası da var bana göre. Hattie’den bir Rosie çıkmaz ama dizinin genel havası bakımından bir kan uyumu var sanki…

Sonu ve oyunculukları içinse gayet doyurucu diyebilirim. Kızın kayboluşunun arkasında açık kapı bırakmamalarının yanında, her şüphelinin ve ailesinin hikayesinin de bir sona erdiğini görüyoruz. Fikrim, özellikle finalin son 2 dakikasının baya güzel olduğu.

Velhasıl, polisiye tarzı dizileri seviyorsanız, farklı tarzda bir şeyler arıyorsanız ve bu dizi de bir noktadan sizi çektiyse bir deneyin derim ben. İyi seyirler…

Devamını oku ...

Tanıtım: Unforgettable

unforgettable_desktop-600x336
“Her şeyi yapabilir ama unutamaz!”

Polisiye yapmayı çok seven, üstelik bunu becerebilen de (CSI ailesi, NCIS ikilisi, Criminal Minds…) bir kanal olan CBS, 2011-2012 dizi sezonuna başladığımızda karşımıza yine bir dizi polisiye getirdi. Tanıtımına adını veren bu dizi, yani Unforgettable şu an ilk sezonunu bitirmiş durumda ve verdiği arayı yaşıyor. Dizi, karşımıza bu sefer yazın, 28 Temmuz’da gelecek ve yeni sezon bu yüzden 13 bölüm sürecek. İlki de klasik ulusal kanal dizisi olarak 22 bölüm.

Peki, nasıl bir dizidir bu Unforgettable?

Bu dizi de bir çeşit uyarlama özelliğine sahip. J. Robert Lennon‘ın “The Rememberer” isimli bir kısa hikayesinden esinlenilmiş. Yapı olarak “formüllü” bir polisiye. Yani ismi başta geçen polisiyeler gibi her bölümü farklı bir dava üzerine kurulu. Ama belli bir arka plan hikayesi de var. En iyisi bu noktada konu ile girişi yapayım:

Hiç Hyperthemisia (Hipertimezi) denilen şeyi duymuş muydunuz? Kendisi az rastlanır bir hafıza hastalığı olur. Bundan muzdarip kişiler, unutmuyorlar. Ama “hiçbir şeyi” unutmuyorlar. Konuşmalar, resimler ya da yüzler… Hatta geriye dönüp düşündüklerinde -belli bir zaman sınırlaması bile yok- detaylarına varana kadar hatırlıyorlar.

Bizim ana karakter Carrie Wells de bu hastalığa mütevellit eski bir polis. Bu özelliğini günlük hayatta kullanmaktan da çekinmiyor üstelik. Ama böylesine nadir bir özelliğe sahip olsa da olacak iş ya, küçüklüğünde gerçekleşen ablasının öldürülüşüyle ilgili neredeyse hiçbir şeyi hatırlamıyor. Zaten polislikten uzaklaşması da en nihayetinde bu yüzden olmuş.

Geçmişte olanlara rağmen başka şeylere yönelen (gönüllü hasta bakıcılık gibi) Carrie’nin hayatı, üst kat komşusu öldürülünce yine karışıyor. Davayı araştıran kişi de tesadüfe bak, kardeşinin araştırması yüzünden arasının bozulduğu eski sevgilisi/ortağı Al Burns çıkınca, kendisini bıraktığı dünyanın içinde yeniden buluyor. Anlayacağınız polislere yardım etmeye başlıyor. Tabii kız kardeşinin öldürülüşünü araştırmaktan da geri kalmıyor.
Ek: Dizinin hikaye merkezi New York’un Queens bölgesi üzerine kurulu. NYPD’yi izliyoruz yani.
Ek 2: Diziye danışmanlık eden kişi bu hastalıktan muzdarip aktris Marilu Henner.

Dizi, Carrie’nin hikayesi ve kardeşinin olayı üzerine kurulu olsa da her polisiyede olduğu gibi bunda da bir ekip durumu var. Kadrodaki 2 başrolden Carrie Wells’i çoğu kişinin Without A Trace ile tanıdığı Poppy Montgomery canlandırıyor. Bir diğer başrol, eski sevgili/ortak Al Burns ise yine çoğunluğun Nip/Tuck ile daha çok bildiği Dylan Walsh tarafından canlandırıyor.

Dizinin yan karakterleriyse polisiye bir diziye uygun tipli karakterler ve oyuncular da polisiye dizilerle geçmişi olan oyuncular. Dolayısıyla oyunculuklar iş gören cinsten. Kadronun tamamına şuradan bakabilirsiniz.

Dizideki yan kadronun enlerinden: Roe – Carrie – Nina – Mike


Ek 3: CBS diziyi ilk sezonun sonunda iptal etmeye niyetlenmişti. Ama sonradan vazgeçip yeniledi. Ama bu iki zaman aralığında başka dizilere kapak atan oyuncular olduğundan dizinin ikinci sezonuyla ilk sezonu arasında yan karakterler bakımından bazı kadro farkları var. Ama başroldeki ikili ve biraz fazlası hala duruyor.

CBS polisiyelerini ya da polisiyeyi ne kadar seversiniz bilmiyorum. Unforgettable, kendisine hayran bırakan cinsten olmasa da insanın polisiye ihtiyacını kesinlikle karşılayan bir dizi. İncelenen hikayeler de karakterler de çok geçmeden insanı sarabiliyor. Arka plandaki hikaye de yavaş yavaş olaylardan bağımsız olarak kendini gösteriyor zaten. Ekip içi dinamiğin de iyi olduğunu düşünüyorum. Ama yine söyleyeyim, bir CSI ya da NCIS beklemeyin ama canınız polisiye istediği bir vakit oturun da bir deneyin.

Diziyle ilgili fikir almak için bu videoya da bakabilirsiniz. İyi seyirler…

aytac@birdizihaber.com
Devamını oku ...

Tanıtım: Fresh Meat



İngiliz milletinin sahip olduğu güzel şeylerin belki de en güzeli sahip olduğu dizileri. Hiç değilse benim için. Genellikle dramalarını sevsem de 2011 dolaylarında Channel 4‘a gelen bir komedi dizisi de bir şekilde radarıma girmişti. Aslında daha ağır bastığı için komedi dedim ama Fresh Meat için komedi-drama demek daha doğru olur. Aynı zamanda bir gençlik dizisi de olan bu yapım, biz yeni yıla girmeden 3. sezon onayını da aldı. Peki nasıl bir dizidir kendisi?

Öncelikle bu milletin sahip olduğu dizilerin çok büyük çoğunluğu gibi sezonları kısa gidiyor. Her bir tanesi 8′er bölüm-cük. Bölümler de 40 dakika civarı sürüyor. Konusu ise çığır açan türden falan değil. Yurt başvurusunu kaçıran veya reddedilen 6 gencin aynı evde yaşamaya başlamasıyla birlikte ortaya çıkan olaylar silsilesi üzerine. Konusu basit dedim ama dizi tabii ki göründüğü kadar basit değil.

Bu dizideki karakterler, her çevrede bulunan türden ama içten içe orijinalitelerini dışarıya vuran cinsten kişiler. İçlerine İngiliz mizahı kaçmış. Bu milletin dizilerini izleyenler ne demek istediğimi anlamıştır. Keyifli, can sıkmayan, Amerika’da olduğu gibi yapılan espriler gözümüze sokulmuyor. Zaten The Big Bang Theory ya da 2.5 Adam gibi kahkahalı değil. Zaten ilgimi çekmesinde bu ikisinin de payı büyük, zira kolay kolay komedi izleyebilen bir bünyeye sahip değilim. Hele içinde esprinin en bayatına bilen gülen insanların dayanılmaz kahkahası olunca hiç çekilmiyor. Bunda tabii ki öyle değil.

Karakterlerden bahsetmişken, birkaç cümleyle nasıl birileri olduklarından da bahsedeyim:
Josie, diş hekimliği okuyan ve çoğunluk gibi okulun da evin de çömezi. Sevecen, iyi ve duygusal biri gibi olmakla beraber gerekli durumlarda dengesizin, kararsızın teki ve bana göre evin en slut olanı da olabiliyor.
Kingsley, Jeoloji bölümünde okuyan ama bir miktar ne istediğini de bilmeyen biri. Biraz toy, biraz duygusal, söylemesi ayıp biraz da ileri(!) zekalı. Cinsellik konusundaki deneyimsizliğini kafaya takmamaya çalışmakta ve tabii ki becerememekte. Josie ile yan yana odalarda kalmasının oluşturduğu bir gerilim ve çekim var.
Vod, edebiyat öğrencisi ve evdekiler içinde en sevdiğim karakter. Nedenini anlamanız da pek sürmez zaten. Hayatı takmaması ve kafasına göre yaşaması bir yana, olanlara karşı verdiği tepkilerle de eğlemenizi sağlıyor. Sokağa en yakın taraf diyebiliriz ve dizide tabii ki kendine yer bulan hap-uyuşturucu muhabbeti, genellikle bir yerinden Vod’a uğruyor.
Oregon, Vod ile aynı bölümde okuyor. Her sınıfın ve gençlik dizisinin mutlaka içerdiği element olan inek öğrenci tanımlamasının karşılığı. Daha doğrusu her şeyi iyi yapmak, dengeyi korumak ve sorunsuz üstesinden gelmek desek daha doğru olur. Ama bölümdeki derslerin “içeriğinin” özel hayatına getirisinin bu  dengeye katkısı tartışılır tabii…
JP, evin en Barney Stinson olmaya çalışanı ama becerme planları çerçevesinde absürt şeyler yaşayanı. Aynı zamanda evdekilere oranla da mali durumu en iyi olan ve bunu da diğerleri üstünde kullanmaktan hoşlanan biri. Ait olduğunu düşündüğü sınıfa hitap eden bir üniversiteye gitmediği gerçeğiinden de hoşlanmamakta.  Sanırım evin İngilizcesi en İngiliz olmayan da kişisi.
Howard, grubun evde eskiden de yaşayan tek üyesi. Kingsley ve JP gibi Jeoloji öğrencisi ve evdekiler içinde davranışlarındaki tuhaflıklarla kendini en ayırmayı beceren. Hele bir de bu davranışlar aksanıyla birleşince ortaya daha da garip bir şeyler çıkmakta. Asosyalliği başına vurmuş.
Fresh Meat, keyifli zaman geçirmek için iyi bir tercih, can sıkmayan türden ve saçmalasalar bile keyiflendiren bir dizi. Zaten arkasındaki isimler de İngiltere’nin sevilen ve yaklaşık 10 yıldır devam eden Peep Show adlı sitcomunun arkasındaki isimler. Kalabalık da bir senaryo ekibi var. İngiltere’de de özellikle ilk sezonuyla patladı ve komedi alanında verilen birçok ödülü topladı, ki ben 2. sezonunun ilkinden daha güzel olduğunu düşünen biriyim.

Dizinin ağırlıklı genç kadrosu, İngilizlerin no-name isimleri keşfetme adetinden türeme çok tanınmış birine sahip değil. Öncesinde yer aldığı birkaç yapım olsa da oyunculuktaki çıkışlarını bu yapımla yaptılar. Velhasıl, eğer İngiliz dizilerini seviyor olmak bunu denemek için zaten sebep olsa da kafa dağıtmak istediğiniz bir zaman aralığınız olursa, Fresh Meat’i deneyin derim. Şiddetsiz olsa da tavsiyedir. İyi seyirler…

Kaynak: www.birdizihaber.com - Yazı bana ait!
Devamını oku ...

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Ulusal Amerikan Kanallarının Yaz Dizileri

Amerika’nın ulusal kanalları dediğimiz ABCCBSCWFOX ve NBC kanallarının dizileri, normalde sonbahar dönemi yayına başlayıp Haziran ayına girmeden de sezon finalini ya da finalini yapan diziler olur. Böyle kanalların yaz programı diye bir şey yok gibidir. Yarışma, reality ya da dizi tekrarları vs. yayınlarlar. Ama bu sezon kafalarına bir şey mi düştü bilmiyorum, yeni ya da biraz eski dizilerden oluşma bir yaz programı da var ortada.
Bu yüzden ben de bir toparlama yapayım, yeni dizilerin de 2 satır da olsa lafı geçmiş olur dedim. Ayrıca link olarak fragmanı bulunan dizilerin fragmanlarını da ekledim. İçerikte, yayınlarının yarısından çoğu Haziran-Temmuz’a sarkacağı için kanalların, Mayıs içerisinde başlattıkları diziler de var:
1) The Family Tools (ABC) – 1 Mayıs – Yeni dizi
İngilizlerin White Van Man isimli komedilerinin Amerika’ya uyarlaması. Çok şanssız ve sakar bir adamın, hayallerini bir kenara bırakıp kalp krizi geçiren babasının işi nalburluğu devralmasıyla gelişen olaylar üzerine kurulu. Sezonu 10 bölümlük.
2) The Goodwin Games (FOX) – 20 Mayıs - Yeni dizi
Babalarının ölümünün ardından yıllar sonra eve dönen ve büyük bir servet ile beraberinde pek çok şeyle karşılaşan üç kardeşin hikayesi üzerine kurulu bir komedi. How I Met Your Mother yapımcılarının hazırladığı dizinin sezonu 7 bölümden oluşacak.
3) Save Me (NBC) – 23 Mayıs – Yeni dizi
Geçirdiği bir kazanın ardından, tanrıyla iletişim kurduğunu iddia etmeye başlayan bir kadın üzerine kurulu komedi. Başrolde Hung ile de tanınan Anne Heche var. Sezonu 13 bölümlük.
4) Rookie Blue (ABC) – 23 Mayıs – 4. sezon
Yeni mezun olmuş 5 polisin hayatları, aileleri ve yeni başladıkları işleri üzerine kurulu bir polisiye dizi. Ayrıca yayın hayatının başından beri ABC’nin yaz dizisi olarak devam ediyor.
5) Mistresses (ABC) – 3 Haziran – Yeni dizi
Aynı isimli 3 sezonluk İngiliz dizisinin Amerika’ya uyarlaması. Birbiriyle iyi arkadaş 4 kadının hayatları, yasadışı ve karmaşık ilişkileri üzerine bir drama. Sezonu 13 bölüm sürecek.
6) Crossing Lines (NBC) – 23 Haziran - Yeni dizi
Gözden düşmüş New York’lu bir polisin  savaş, insanlığa karşı işlenen ve soykırım gibi suçlara bakan Uluslarası Ceza Mahkemesi adına çalışmaya başlaması üzerine kurulu bir polisiye. Sezonu 10 bölümlük.
Dizinin henüz yayınlanmış bir fragmanı yok.
7) Under the Dome (CBS) – 24 Haziran – Yeni dizi
Stephen King’in aynı isimli kitabının (Kubbe’nin Altında) uyarlaması bir yapım. Dizi, Chester’s Mill adlı kasabanın çevresinin açıklanamaz bir şekilde, bir anda bir Kubbe ile çevrilmesi üzerine kurulu. Dışarıdan içeriye, içeriden dışarıya iletişim yok ve içeride kapana kısılmış insanların yaşadıklarını izleyeceğiz. Sezonu 13 bölümlük.
Diziyle ilgili daha önce Ayça’nın yazdığı şu yazıya da bakabilirsiniz. Ayrıca burada dizinin 3 fragmanının birdizihaber.com imzalı “Türkçe” altyazılı fragmanları da var.
8) Camp (NBC) – 13 Temmuz – Yeni dizi
 Bir göl kenarına yaz kampına giden bir grup insan ve rehberlerinin başından geçenler üzerine kurulu, komedi/drama türünde hazırlanan bir dizi. 10 bölümlük sezonu var.
Dizinin henüz yayınlanmış bir fragmanı yok.
9) Unforgettable (CBS) – 28 Temmuz – 2. Sezon
Hipertimezi (Unutmama) hastalığı bulunan eski bir polisin bir olay sonucu yeniden polisliğe dönmesi ve kız kardeşinin cinayetini de araştırmaya devam etmesi üzerine kurulu bir polisiye. Diziye yazdığım tanıtım için buraya bakabilirsiniz.
Eğer bir şeyleri atlamadıysam ve kanallar sürpriz kararlar almazsa ulusallarda yazın izleyeceğimiz diziler bu şekilde. Bakalım bu dizilerin yaz aylarına ve izleyiciye getirisi nasıl olacak?
aytac@birdizihaber.com
Devamını oku ...

5 Mayıs 2013 Pazar

Tanıtım: Hot in Cleveland


Amerika’nın pek tanınmadık kablolu kanallarından TvLand, kuruluşundan neredeyse 15 yıl kadar sonra,  ilk orijinal dizisini yapmaya göz dikti ve 2010 yılında karşımıza Hot in Cleveland‘ı getirdi. Ben de Cnbc-e’de yayınlanmaya başlayınca dikkatimi çeken, tavsiye üzerine izlemeye başladığım, hatta bir süredir vakit buldukça çevirisini de yaptığım bu diziyle ilgili bir tanıtım yazayım dedim. Nasıl bir dizidir bu yapım?

Hot in Cleveland bir sitcom. Bu bildiri yazıldığında da 4. sezonunun ortasına dayanıverdi. Sitcom yapısında bir dizi olduğu için de kahkahalı bir yapısı var. Zaten bir stüdyoda seyirciler önünde çekilerek kahkahaları kaydediliyor. Baştan söyleyeyim, kahkahalar düşünüldüğü kadar rahatsız edici bir boyutta değil. Hiç değilse benim için, zira 2.5 Adam‘ı kahkahalarına katlanamadığımdan bırakmış biriyim. 2 kez!

Dizi, yayınlanmaya başladıktan sonra kanalın ve takipçilerinin beklentisini aştı ve kendisini tanıtmayı başardı. Zaten kanalının yayına başladığından beridir en yüksek reytingi aldığından gerisi de geldi. Özellikle Betty White olmak üzere ödül alma kariyerinde güzel ilerliyor. Bu noktaya gelmişken konudan da bahsedeyim:
Birbiriyle yıllardır arkadaş olan ama birbirine de bir o kadar benzemeyen 3 orta yaşlı kadın… Los Angeles’ın yaşam kurallarına alışkın, dış görünüşlerine inanılmaz takıntılı, bakımlı olmayı seven bu kadınların Paris yolunda uçakları arıza yapınca acil inişle kendilerini Cleveland’ta buluyorlar. Mecburen geçici olarak kaldıkları bu şehirde standartları daha “düşük” Cleveland halkı tarafından bekledikleri ilginin fazlasını bulunca kendilerini özel hissetmeye, daha da önemlisi hayatlarını değiştirmeye karar veriyorlar. Şehirde kalmaya karar verecekleri türden hem de…

3′lü bir ev tutup yerleşiyorlar ve yaşamlarına devam etmeye başlıyorlar, sonra bir de 4′lüyorlar. Tuttukları evin yıllardır oturanı ve bir anlamda bakıcısı olan Elka da onlarla birlikte yaşamaya başlıyor. Sonrasında da hepsinin birden ayarı kayıyor. Dizi genel anlamda yeni bir şehirde yaşamaya başlayan bu bir grup kadın ve Elka’nın başından geçen komik olaylar üzerine kurulu. Peki nasıl kadın bunlar? Böylesi bir dizi için onlardan da kısaca bahsetmek lazım.
Victoria – Melanie – Joy – Elka
  • MelanieMesleği yazarlık ve özellikle yazdığı 1 kitapla ün kazanıp dikkat çekmiş. Üniversite döneminde 2 çocuğu var ve aldatıldığı için boşanmayı kaldırdığı pek söylenemez. Grupta Cleveland fikri en hoşuna giden ve ekibin de en mantık fışkıranı. Bir gün iyimserlikten ve iyi düşünmekten öleceğini düşünüyorum ya bakalım ne zaman…
  • JoyYıllar önce evlenmesine ramak kala terk edildiğinden beridir ilişkilerinde dikiş tutturamış ve dolayısıyla hiç evlenememiş. Bu durumu takıntı haline getirmiş bir kaş uzmanı. 15 yaşında hamile kalmaktan mütevellit doğurduğu oğlunu da evlatlık vermiş ve bu da 2. travması. Aslen İngiliz ve bayıldığım bir de İngiliz aksanı var.
  • VictoriaGrubun aktristi. 27 yıldır yer aldığı pembe dizi bitince boşluğa düşmüş ve kariyerinin devamı için endişeli durumda. Ünlü olmasından mütevellit kendini sevmekte ve bolca beğenmekte. 5 kere boşanmış, bu evliliklere 3 de çocuk sığdırmış: Emmy, Oscar, Tony. Böyle de biri yani… Tanınmış olmaya takıntılı ve dizinin de en sevdiğim insanı
  • ElkaPolonyalı, yaşı bol ama ruhu genç dediğimiz türden biri. Kızlarla yaşamaya biraz isteksiz girse de kısa sürede zevk almaya başlayan Elka, başta erkekler olmak üzere onlara ayak uydurmaktan geri duymayan, kızlara, özellikle de Joy’a takılmaktan çok hoşlanan biri.
Hot in Cleveland komedilerin kullandığı klişelere bazen yer verse de ilerledikçe/çok da geçmeden kendisini sevdiren bir dizi. Aslında dizi, işlediği konulardan çok karakterleri ve oyunculukları için de izleniyor desem doğru olur. Zaten popülarite kazanmasıyla Golden Girls‘ten sonra Betty White’a 2. baharını yaşatır hale geldi. Dizideki diğer ana karakter oyuncuları da One Day at a Time (Melanie), Frasier (Joy) ve Just Shoot Me! (Victoria) gibi uzun soluklu sitcomlarda yer alan oyuncular olduğundan işlerinin de ehliler.

Hatta ben çevirmesini izlemesinden daha çok seviyorum diyeyim, gerisini siz düşünün. Zira genelde tersi olur. Velhasıl, komedi arayışı içindeyseniz oturup da bir deneyin işte. İyi seyirler…
Kaynak: Birdizihaber.com - Yazı bana ait!
Devamını oku ...

Kablolu Amerikan Kanallarının Yeni Yaz Dizileri

Top-TV-Shows-Power-Image-Jan09-600x293
Geçtiğimiz günlerde Amerika’nın ulusal kanallarının yeni yaz dizileri ve programıyla ilgili şöyle bir yazı yazmıştım. Yaz aylarında ulusalların yeni dizi yayınlamasına pek alışık olmasak da bu konuda Amerika’nın kablolu kanallarının alışıldık bir ritülleri var. O yüzden  o yazının ardından kabloluların da bizlerle buluşturacağı yeni yaz dizilerini bir toparlayayım; 2 satır da olsa yeniler hakkında laf geçmiş olur dedim.
Konunun başlığının altına link olarak fragmanı yayınlanmış dizilerin fragmanınları da var.
1) Family Tree (HBO) – 12 Mayıs
BBC Two ile ortak proje bir komedi dizisi. Yapım, Tom Chadwick adında soyunu araştıran bir adam üzerine kurulu ve Life’s Too Short tarzında bir konuk oyuncu çokluğu da var. Sezonu 8 bölümlük.
2) The Fosters (ABC Family) – 3 Haziran 
Lezbiyen bir çift olan Stef ve Lena’nın çeşitli ırklardan evlat edindikleri ve kendi çocuklarıyla olan hikayesi üzerine kurulu bir drama. Şimdiden konusu itibarıyla tepki çekmeye başlayan dizinin yapımcısı ise oldukça tanıdık bir isim: Jennifer Lopez. Kesin olmamakla birlikte sezonun 10 bölüm sürmesi bekleniyor.
3) Graceland (USA Network) – 6 Haziran
Devletin farklı birimlerinde çalışan görevli kişilerin bir evde gizli görev gereği birlikte yaşamaları ve bu amaç üstüne yaşananlar üzerine kurulu bir dizi. Sezonu 12 bölüm. Kanal ilk bölümü tanıtım amaçlı 29 Nisan’da internette yayınladı.
4) King & Maxwell (TNT) – 10 Haziran
Polisiye dizilerden aldığı reytingten genel olarak memnun olan TNT’nin yeni polisiyesi. 2 eski, kendine has kişilikleri olan Gizli Servis ajanının özel dedektiflik yapması üzerine kurulu. İkiliden King’i The Closer ile tanınan Jon Tenney, Maxwell’i ise Ugly Betty ile bilinen  Rebecca Romijn canlandırıyor. Sezonun kaç bölüm olacağı şu an için açık değil.
5) Twisted (ABC Family) – 11 Haziran
Küçükken yanında kaldığı halasının gizemli ölümünden sorumlu tutulan Danny’nin aradan geçen 5 yılın ardından ıslahevinden çıkması ve eski hayatına, arkadaşlarına dönmesi üzerine kurulu bir dizi. Tabii işlenen başka bir cinayetin ardından işlerin daha da karışması cabası. İlk bölüm tanıtım amaçlı Pretty Little Liars‘ın sezon finalinin ardından yayınlandı ve netten ulaşılabilir. Sezonu 10 bölümlük.
6) Devious Maids (Lifetime) – 23 Haziran
Beverly Hills’te hizmetçilik yapan 4 Latin kadının hayatının üzerine kurulu bir dizi. Yapım, Desperate Housewives‘ın arkasındaki isim Marc Cherry‘nin dizi bittikten sonraki ilk dizisi ve dizinin dünyasından esinlenilerek hazırlanmış bir proje. Sezonu 13 bölümlük.
7) Ray Donovan (Showtime) – 30 Haziran
Los Angeles’ta zenginlerin işlerini bağlayan ve sorunlarını çözen Ray’in yaşamı, işi ve İrlandalı ailesi üzerine kurulu bir dizi. Yapım, kanalın ünlü dizisi Dexter‘ın arkasından aynı gün yayına girecek. Sezonu 12 bölümlük.
Diziyle ilgili daha önce Ayça’nın yazdığı şu yazı ya da Ali’nin yazdığı bu yazıya da bakabilirsiniz.
Diziyle ilgili yayınlanmış ve birdizihaber.com imzalı “Türkçe” altyazılı 2 video için de şuraya ya da burayabakabilirsiniz.
8) Marvel’s Avengers Assemble  (Disney XD) – 7 Temmuz
Adından da anlaşıldığı üzere Marvel’in Avengers takımı üzerine kurulu olacak animasyon tarzı bir dizi. İçeriğinde Black WidowHawkeyeIron ManThe FalconCaptain America,  The Hulk ve Thor olacak. İlk sezonun kesin olmasa da 26 bölüm olması bekleniyor. Dizinin ilk bölümü ön gösterim olarak 26 Mayıs’ta yayınlanacak.
Diziyle ilgili yayınlanmış bir fragman yok.
9) Hulk and the Agents of S.M.A.S.H. (Disney XD) – 11 Ağustos
Marvel evrenindeki HulkShe-HulkRed HulkA-Bombve Skaar karakterlerini bir araya getirecek animasyon tarzı bir dizi olacak. Ultimate Spider Man ve Avengers Assemble ile birlikte, kanalın Marvel’e ait yayınlayacağı 3. dizi olacak. Bölüm sayısı bunun da belli değil ama 26 olması bekleniyor.
Diziyle ilgili yayınlanmış bir fragman yok.
10) Low Winter Sun (AMC) – 11 Ağustos
Aynı isimli 2 bölümlük mini İngiliz dizisinin Amerika uyarlaması. Bir polisin öldürülmesi üzerine başlayan cinayet, aldatma, intikam ve yozlaşma ortamını anlatacak, merkezinde de bir detektifin olduğu bir dizi. Hikayenin merkezi Detroit olacak. Sezonu 10 bölümlük.
Ayrıca listeye özel 2 ekleme de yapmak istiyorum:
11) Orange is The New Black (Netflix) – 11 Temmuz
318780_10151396190888870_856249962_n
Netflix kablolu bir kanal değil ama onlar gibi insanların belli bir ücret ödediği bir servis. Son zamanlarda daHouse of Cards ve Hemlock Grove ile atağa kalkmış durumda. İşte, bu kanal Temmuz’da da bir dizi karşımıza getirecek. Piper Kerman‘ın aynı isimli kitabından uyarlanan dizi, bir arkadaşı nedeniyle uyuşturucu yüzünden hapse düşen ve 1 yıllık cezasını çekmeye başlayan bir kadının hapishane hayatı üzerine kurulu.
Dizinin başrolünde Taylor Schilling, onun nişanslısı rolünde de tanınmış oyuncu Jason Biggs var. Netflix’in klasik usulü gereği sezonun 13 bölümü de aynı gün yayınlanacak.
12) The Killing (AMC) – 2 Haziran
2. sezonunu tamamladıktan sonra dönmeyeceği düşünülse de kanalın sonrasında onay verdiği ve karşımıza getireceği The Killing, 2. sezon sonunda Rosie Larsen cinayetini bir sona erdirmişti. 3. sezonda ise yeni bir davayla yoluna devam edecek. Ana 2 karakter Linden ve Holder ile Linden’ın oğlu Jack karakterleri+oyuncuları diziye devam ediyorlar. Sezon 13 bölümlük ve dava bu sefer 1 sezonda çözüme ulaşacak.
Dizinin 3. sezonuna ait bir fragman
Eğer bir şeyleri atlamadıysam ve kanallar yeni kararlar almazlarsa kabloluların yeni yaz dizileri de bu şekilde. Eskileri ve diğer başlıktakileri de düşünürsek yaz ayı da şimdiden hareketli geçecek gibi. Şimdiden herkese iyi dizi izlemeler…
aytac@birdizihaber.com
Devamını oku ...